Pelin Akın Çiftçioğlu: “Her Şube Bir Deneyim Noktasıdır”
Perakende dünyası, hızla değişen tüketici beklentileri ve dijital dönüşümün etkisiyle yeniden şekilleniyor. Bu dönüşümün merkezinde ise güçlü liderlik, doğru marka stratejileri ve kusursuz müşteri deneyimi yer alıyor. Alshaya Group Türkiye’de önemli bir rol üstlenen Pelin Akın Çiftçioğlu, global markaları yerel pazarda başarıyla konumlandıran yaklaşımı ve yenilikçi bakış açısıyla dikkat çekiyor.

Bu özel röportajda Pelin Akın Çiftçioğlu ile Alshaya Türkiye’nin büyüme stratejilerini, perakendede değişen dinamikleri ve geleceğe dair öngörülerini konuştuk. Marka yönetiminden müşteri deneyimine, liderlik anlayışından sektördeki dönüşüme kadar birçok başlıkta ilham verici bir sohbet sizleri bekliyor.
- Shake Shack dünya çapında güçlü bir marka. Türkiye’de bu global marka kimliğini korurken yerel pazara uyum sağlamak nasıl bir denge gerektiriyor?
Shake Shack’in küresel başarısının temelinde çok güçlü bir marka DNA’sı var. Kaliteli malzeme, sipariş üzerine hazırlanan ürünler, samimi restoran atmosferi ve topluluk duygusu bu kimliğin merkezinde yer alıyor. Türkiye’de faaliyet gösterirken önceliğimiz her zaman bu temel değerleri korumak oluyor.
Bununla birlikte her pazarın kendi kültürel dinamikleri ve tüketim alışkanlıkları var. Biz de Türkiye’deki operasyonumuzu bu dinamikleri anlayarak ve yerel beklentileri gözeterek yönetiyoruz. Menüdeki global imza ürünlerimizi aynı standartlarla sunarken, zaman zaman yerel damak zevkine hitap eden dokunuşlar yapabiliyoruz. Türkiye’de gördüğümüz yoğun ilgi, global marka kimliğimiz ile yerel pazarın enerjisini doğru bir dengede buluşturabildiğimizi gösteriyor.
- Türkiye’de rekabetin yoğun olduğu burger pazarında Shake Shack’i farklı kılan en önemli unsur sizce nedir? Dijitalleşme, mobil sipariş ve teslimat uygulamaları restoran sektörünü nasıl dönüştürüyor?
Türkiye’de burger kategorisi oldukça rekabetçi ve dinamik bir alan. Bizim farklılaştığımız nokta ise yalnızca bir ürün sunmaktan çok daha fazlasını yapıyor olmamız. Shake Shack’i özel kılan şey, “hazır değil hazırlanmış ürün” yaklaşımıyla çalışan mutfağımız, özenle seçilmiş malzemeler ve misafir deneyimini merkeze alan restoran kültürümüz.
Dijitalleşme ise restoran sektöründe çok önemli bir dönüşüm yaratıyor. Mobil sipariş, teslimat uygulamaları ve veri analitiği sayesinde misafir davranışlarını çok daha iyi anlayabiliyoruz. Bu araçlar yalnızca operasyonel verimlilik sağlamıyor; aynı zamanda kişiselleştirilmiş deneyimler yaratma fırsatı da sunuyor. Bizim için dijitalleşme, restoran deneyimini tamamlayan ve misafirle kurulan ilişkiyi güçlendiren önemli bir araç.
- Bir markayı büyütürken “hızlı büyüme” ile “marka kalitesini koruma” arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz? Başarılı bir marka yöneticisinin sahip olması gereken en kritik üç özellik sizce nedir?
Shake Shack’te büyümeyi, marka deneyimini genişletmek olarak tanımlıyoruz. Bu nedenle yeni yatırımlarımızda her zaman “doğru lokasyon, doğru ekip ve doğru operasyonel yapı” üçlüsünü önceliklendiriyoruz. Hızlı büyüme ile kaliteyi koruma arasındaki dengeyi sağlayan en önemli unsur, güçlü operasyonel standartlar ve kurum kültürü. Marka deneyimini oluşturan her detayın aynı titizlikle uygulanması gerekiyor.
Başarılı bir marka yöneticisi için ise üç özelliğin öne çıktığını düşünüyorum. İlki güçlü bir vizyon ve tutarlılık; yani markanın kimliğini ve temsil ettiği değerleri net biçimde koruyabilmek. İkincisi tüketici içgörülerini doğru okuyabilme becerisi. Üçüncüsü ise güçlü ekipler kurabilmek ve kurum kültürünü sürdürülebilir kılabilmek.
- Günümüzde tüketiciler sadece yemek değil “deneyim” de satın alıyor. Shake Shack bu deneyimi nasıl tasarlıyor? Sürdürülebilirlik, yerel üreticilerle çalışma ve kaliteli tedarik konuları markanız için nasıl bir öncelik taşıyor?
Bugün restoran deneyimi yalnızca tabağa gelen ürünle sınırlı değil. Mekânın atmosferi, servis yaklaşımı, tasarım dili ve markanın değerleri de bu deneyimin ayrılmaz parçaları haline geldi.
Shake Shack’te misafir deneyimini bütüncül bir yaklaşım ile ele alıyoruz. Sipariş anından ürünün hazırlanışına, servis sürecinden mağaza atmosferine kadar her temas noktasının aynı samimiyet ve kalite duygusunu yansıtmasını önemsiyoruz.
Sürdürülebilirlik ve sorumlu tedarik de markamızın temel prensiplerinden biri. Mümkün olan her noktada yerel üreticilerle çalışmaya, izlenebilir bir tedarik zinciri kurmaya ve kaliteli ham madde kullanmaya büyük önem veriyoruz. İyi bir ürünün temelinde doğru malzeme ve şeffaf üretim anlayışı yatıyor.
- Shake Shack olarak çeşitliliğe ve farklılıklara bakış açınızı nasıl tanımlarsınız? Sizce bir markanın bugün sadece ürün değil, aynı zamanda değerler de sunması neden önemli? Türkiye’de tüketicinin restoran deneyimine bakışı son yıllarda nasıl değişti?
Shake Shack’in global yaklaşımında kapsayıcılık ve çeşitlilik çok önemli bir yer tutuyor. Farklı bakış açılarını ve kültürleri zenginlik olarak görüyoruz. Bu yaklaşım hem ekiplerimizin yapısında hem de misafirlerimizle kurduğumuz ilişkide kendini gösteriyor. Bugün markalar tüketicileriyle değerler üzerinden de bir bağ kuruyor. Artık markaların neyi temsil ettiği, nasıl üretim yaptığı ve topluma nasıl katkı sağladığı da önemseniyor.
Türkiye’de de restoran deneyimine bakışın giderek daha bilinçli ve seçici bir hale geldiğini görüyoruz. Misafirler lezzetin yanında kalite, şeffaflık ve samimi bir deneyim de arıyor. Bu yaklaşım, Shake Shack’in değerleriyle oldukça güçlü bir uyum içinde.
- “Neden Her Şekli Güzel” mottonuz ve video serinizin arkasındaki ana fikir nedir? Bu kampanya ile tüketicilere vermek istediğiniz en önemli mesajdan biraz bahsedebilir misiniz? Kampanyanın devamında tüketicileri başka sürprizler bekliyor mu?
“Neden Her Şekli Güzel” aslında Shake Shack mutfağının en temel prensibini oldukça yalın bir şekilde anlatıyor. Bizim için lezzetin kaynağı görünüm değil, denge ve doğru hazırlık sürecidir.
Bu video serisinin çıkış noktası da mutfaktaki bu yaklaşımı görünür kılma isteğiydi. Misafirlerimizden en sık duyduğumuz sorulardan biri, lezzetin neden bu kadar tutarlı olduğu. Biz de bu soruya mutfağın kendi diliyle yanıt vermek istedik.
Seride ürünleri, mutfakta başlayan yolculuklarıyla gösteriyoruz. Böylece izleyici kullanılan malzemeyi, hazırlık sürecini ve mutfaktaki özeni doğrudan görebiliyor. Bu yaklaşım markayla kurulan bağı da çok daha samimi bir noktaya taşıyor.
- Önümüzdeki 5 yıl içinde Shake Shack Türkiye’yi nerede görüyorsunuz? Türkiye’de yeni şehirler veya farklı konseptler için planlarınız var mı?
Türkiye, Shake Shack için uzun vadeli ve stratejik öneme sahip bir pazar. Önümüzdeki dönemde büyümemizi sürdürmeyi planlıyoruz. Tabii bunu sadece mağaza sayısını artırmanın ötesinde, “deneyimi büyütmek” yaklaşımıyla ele alıyoruz. Mağazalarımızda daha fazla misafiri ağırlamanın yanı sıra her misafirin “Burada kendimi iyi hissediyorum” dediği Shake Shack ekosistemini güçlendirmeyi amaçlıyoruz.
Türkiye’nin güçlü gastronomi kültürü ve dinamik tüketici yapısı da markamız için oldukça ilham verici. Önümüzdeki yıllarda pazardaki varlığımızı deneyimi zenginleştiren farklı projelerle geliştirmeyi hedefliyoruz.

-
Konfor Stil ve Dijitalleşme: “Gürkan Ergenekon İle Ayakkabı Dünyası'nın Yol Haritası”
-
Fatih Özçanak: '' Türk Dürümünü Global Arenada Temsil Etmek Bizim İçin Heyecan Verici Bir Hedef ''
-
Fatih Tezcan: ''Hedefimiz JYSK Türkiye'yi Müşteri Deneyiminde Sektöre Yön Veren Bir Marka Olarak Konumlandırmak''
-
"Tarzın Ötesinde Bir Duruş: Nesibe Koç İle Modaya Dair"
-
0 -
0 -
0 -
0 -
0
- 0 Yorum
-
Yorumu Gönder
Benzer Haberler
-
Konfor Stil ve Dijitalleşme: “Gürkan Ergenekon İle Ayakkabı Dünyası'nın Yol Haritası”
30 Mart 2026 00:34 -
Fatih Özçanak: '' Türk Dürümünü Global Arenada Temsil Etmek Bizim İçin Heyecan Verici Bir Hedef ''
28 Ekim 2025 13:52 -
Fatih Tezcan: ''Hedefimiz JYSK Türkiye'yi Müşteri Deneyiminde Sektöre Yön Veren Bir Marka Olarak Konumlandırmak''
08 Ekim 2025 01:34




