Pazartesi, 25 Mayıs 2020
.
.
chevron_left chevron_right
Röportaj İstanbul

“EDT’nin Temel Sorunu Kayıt Dışı”

ETÜDER Başkanı Melih Şahinöz, röportajında Ev Dışı Tüketim (EDT) pazarının geleceği ve sorunlarını ortaya koydu.

“EDT’nin Temel Sorunu Kayıt Dışı”

Melih Şahinöz’e göre 2016 yılında 13,1 milyar TL’lık cirosu 2018 yılında 11,4 milyar TL’ye inen Türkiye EDT pazarının önümüzdeki dönemde turizm gelirlerindeki artış eğiliminin sürmesi ve ihracatın da gücüyle büyüyecek.

Ev dışı tüketim sektörünün tek sivil toplum kuruluşu olan ETÜDER sektörde standartların oluşturulması ve uygulanması yönündeki çalışmalarını sürdürmektedir.

Bunlara ek olarak, ‘Gıda Atıklarını Önleme’, ‘Elektrikli Araçların Lojistik Sektöründe Yaygınlaştırılması’, ’Gıda Güvenliği’ gibi projeleri destekleyerek Türkiye ekonomisine ve topluma sosyal anlamda birçok fayda sağlayan projeler üzerinde çalışan Derneğin kurucu başkanı başarılı iş insanı Melih Şahinöz ile sektörü konuştuk.

Dünyada ve ülkemizde ev dışı tüketim pazarı hakkında bilgi verir misiniz?

Ülkemizde Ev Dışı Tüketim Sektörü oldukça önemli büyüme potansiyeline sahip bir sektör olmasına rağmen kayıt dışının yüksek düzeyde olması sebebi ile kesin rakamlara ulaşmak mümkün olmuyor.

Bununla birlikte saygın araştırma şirketlerinin hesaplamalarına göre Dünyada pazarın 2018 yılında büyüklüğü 3,3 trilyon Avro seviyesindedir.

2019 yılında Dünya genelinde %6,25 büyüme ile pazarın 3,5 trilyon Avro’yu aştığı hesaplanıyor. Sektörde liderliği ise 1,6 trilyon Avro ile Çin ve Asya Pasifik bölgesi yapmaktadır.

Bu bölgede son 3 yılın ortalama büyümesi de %25 seviyesinde olup Dünya ortalamasının nerede ise 4 katındadır. Çin ve Asya Pasifik Bölgesi’ni sırası ile 750 Milyar Avro büyüklükle A.B.D. ve Kanada; 537 milyar Avro büyüklükle Avrupa Bölgesi takip etmektedir.

EDT sektörüne 2 farklı açıdan bakmaktayız. Birisi bildiğimiz klasik anlamda, ev dışında kişilerin para vererek hizmet aldıkları ticari EDT; diğeri ise para verilmeden hizmet alınan, örneğin çalışanın iş sözleşmesinde hak olarak yer alan ve şirket tarafından verilen öğlen yemeği gibi sosyal EDT. Bu ayrımda daha çok sahada yapılan araştırmalar ve eldeki veriler ticari EDT’yi kapsamakta ve temsil etmektedir.

Türkiye’deki pazarın hem ticari EDT hem sosyal EDT olarak 2018 yılında toplamda 16,6 milyar Avro büyüklüğünde olduğu tahmin edilmektedir. Bu veri Dünya pazarında payımızın binde 5 seviyesinde olduğunu göstermektedir.

Son 3 yılda yaşanan ekonomik sıkıntılar, artan enflasyon ve daralma tüketici tercihlerinin değişmesine ve alım gücünün azalmasına neden olduğundan sektörümüzde bundan negatif etkilenerek küçülmüştür.

Yine de hem gelişmekte olan ülkelerle karşılaştırdığımızda varolan potansiyel hem de turizm sektörünün tekrar büyümeye başlaması sebebi ile ekonomide canlanmanın başlaması ile birkaç kat daha büyüme imkânımız olduğunu düşünmekteyiz.

Dünyada birçok ülkede yaşanan resesyonun yanı sıra ülkemiz de de siyasi ve ekonomik açıdan zorlu bir zamandayız. Kişi başı gelirlerimizin artmaması alım gücünü düşürdü. Bu da genel olarak tüketimin ve yatırım talebinin azalmasına neden oldu. Bizim sektörümüzde pazarın büyümesi ile satın alma gücünün iyileşmesi oldukça paralel seyretmekte.

Türkiye’de GSMH ne kadar yükselir ise ev dışı tüketimi de o oranda artıyor olacaktır. Önümüzdeki dönemde turizm gelirlerindeki artış eğiliminin sürmesi ve ihracatın gücünü korumaya çalışması EDT pazarının büyümesi üzerinde olumlu etkisi olacaktır. Ana sağlayıcımız olan tarım sektöründe de katma değeri ortaya çıkarmak üzere uygulamaya konulacak tedbirlilerin EDT sektöre olumlu yansıyacağına inanıyorum.

Ülkemizdeki sektör bileşenlerinin sayıları, büyüklükleri hakkında bilgi verir misiniz?

Türkiye genelinde restoran/cafe, fastfood, otel segmentinde toplam 140.000 hizmet noktası olduğu hesaplanmakta. Bu sayının EDT yapılan tüm kanalları dikkate aldığımızda (okullar, hastaneler, askeriye, büfeler, kıraathaneler, pastaneler vb) toplam 400.000 noktaya ulaştığı tahmin edilmektedir.

2018 yılında yaşanan ekonomik dalgalanma sebebi ile özellikle orta katmanda yer alan restoranlarda kapanışlara şahit olmakla birlikte fast-food restoranlar göreceli olarak daha iyi performans gösterdi. Ayrıca yeni açılan ve sayıları hızla artan kahve dükkânları sektörün büyüme ivmesine katkı sağladı. Tedarikçi açısından bakıldığında ülkemiz genelinde EDT sektörüne fokus olan profesyonel tedarikçi sayısı 300 civarındadır.

 

Son yıllarda yerel sermayedarların artan fastfood zincir yatırımlarını değerlendirir misiniz?

Sektörde tüketiciye hizmet sunan yerel sermayeli perakendeciler açısından 2019 yılını değerlendirdiğimizde işini iyi yapan lokal markalar için ciddi büyümeler yaşandı.

Bundan önceki yıllarda pizza, simit, çiğ köfte, tostçu, sütlü tatlıcı gibi zincir hızlı tüketim noktaları büyürken 2019 yılında tat olarak sevilmesi nedeniyle döner konsepti yine aynı şekilde hem tat olarak sevilmesi hem de ekonomik olması nedeniyle pide konseptleri ciddi şekilde büyüdü.

Bunun haricinde ulaşılabilir fiyatlarda ve standart lezzetler sunan köfte ve tavuk ağırlıklı menü konseptleri hızla büyüdü. Yabancı sermayeli hızlı gıda tüketim zincirleri trendden faydalanmak için lokal menüler oluşturmaya çalışsa da büyümeleri sınırlı kaldı. 2020 yılında da bu segmentlerdeki büyümenin devam edeceğini öngörüyorum.

Derneğinizin kuruluşu, üyeleri ve faaliyetleri hakkında bilgi verir misiniz?

Ev Dışı Tüketim Tedarikçileri Derneği sektörümüzün çatı kurumu olarak 2005 yılında kurulmuştur. Misyonumuz Türkiye’de evin dışında beslenen insanların sağlıklı güvenilir gıdalarla sürdürülebilir şekilde beslenmesini sağlamak.

Bu manada Ev Dışı Tüketim Sektörü’nün kurumsallaşmasına öncülük ederek, sektörel veri üretimini sağlayıp bilgi birikimini oluşturmaktır.

Toplam üye sayımız 75 olup, üyelerimiz arasında sektöründe lider global firmaların yanı sıra konusunda uzmanlaşmış ulusal firmalar bulunmaktadır. ETÜDER sektöre girişin disipline edilmesi için kayıt altında çalışmayı teşvik eder ve eşit rekabet şartlarının oluşmasına gayret gösterir.

Bu amaçla Ticaret Bakanlığı, Tarım Bakanlığı ve Gelir İdaresi Başkanlığı ile irtibat halinde olup ilgili çalıştaylarda fikirlerimizi ve önerilerimizi paylaşarak üzerimize düşen görevi yerine getirmeye çalışıyoruz.

Sektörün ve üyelerimizin sorunlarının çözülmesi ve yeni fırsatların oluşturulması için İstanbul Ticaret Odası başta olmak üzere bağlantılı tüm sektör paydaşları, tüm kamu kurum ve kuruluşları, STK’lar ve özel kurumlarla işbirliklerimiz devam ediyor. Yine üyelerimize ekonomik faydalar sağlamak için (akaryakıt vb) ortak proje ve işbirlikleri yapıyoruz.

Dünya ve Türkiye için çok önemli konu başlığı olan “Gıda israfının” önüne geçebilmek için EDT kanalında önlenmesi ve ekonomiye değer katmak adına Fazla Gıda teknoloji platformu ile işbirliği yaparak son kullanma tarihi yaklaşan ürünlerin çöpe gitmesi yerine geri kazanılması üzerine çalışmaktayız. Bu dönemde hem gıda israfını önleme hem de sıfır atık konularında birden fazla proje üzerinde çalışmalarımız devam ediyor.

Sektörün ülkemizdeki en büyük sorunu, sorunları nelerdir?

Sektörümüzün önemli sorunlarından biri kayıt dışı çalışma ve eşit rekabet şartlarının zarar görmesidir. Bu sorun birçok sektörde karşımıza çıkmaktadır ancak bizim sektörümüzdeki etkisinin ve öneminin çok büyük olduğuna inanıyorum.

EDT sektöründe tedarik zincirinin aşamalarında yer alan tüm firmalar tarladan sofraya kadar tüketicilerin direkt olarak sağlığını ilgilendiren bir iş yapmaktadır. Sistemdeki operasyonların kayıt dışı olması sağlık ve hijyen açısından sorunları da beraberinde getirmektedir.

Örneğin; bir restoranda önümüze gelen yemeğin malzemesinin hangi koşullarda saklanmış, taşınmış ürünlerden yapıldığını bilmeniz mümkün değil. Eğer yıllarca kötü koşullarda üretilmiş, depolanmış, doğru koşullarda taşınmamış ürünlerden yapılmış yemek yemişseniz bu durum kansere bile neden olabiliyor.

Büyümemizde lokomotif sektörlerimizden biri olan turizm sektöründen örnek verirsek; gelen misafirlerin güvenilir ve sağlıklı beslenmesi çok kritik önem arz ediyor. Gıda kaynaklı toplu bir zehirlenme vakası ciddi rezervasyon iptalleri ve ülke algısını negatif yönde etkileyecek öneme sahip.

Bu nedenle sektörümüze girişe mutlaka bir disiplin getirilip sektörde faaliyet gösterebilmek için yeterlilik, ehliyet sahibi olunduğunun ilgili kamu kurumları yanı sıra sektör STK’larının da görüşünün alındığı ortak izin ve denetim mekanizmasının oluşturulması gerekiyor. Böylece ülkemizde turizmin güvenilir şekilde büyümesi için en gerekli önlemlerden birini almış oluruz.

 

Bölge: Etiketler:
Emoji ile tepki ver!
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • DAHA FAZLA SONUÇ YÜKLE