Çarşamba, 20 Mart 2019
.
.
Onur Günay

Derinlik...

Son derece zorlu koşullardan geçerken yaşadığımız sıcak bir yazı geride bırakmaya hazırlanıyoruz. Görünen o ki çok daha zor ve çalkantılı bir sonbahar ve kış var önümüzde.

Her alanda büyük mücadeleler bekliyor hepimizi. Ya hep alıştığımız gibi, yanlış yapılanlardan ve yapılmayanlardan şikayet etmeye devam edeceğiz ve yaşananların suçlusunu başka yerlerde aramaya devam edeceğiz ya da mevcut duruma göre pozisyon alıp, ortasına dalmakta olduğumuz ‘kusursuz fırtınadan’ en az zarar görecek şekilde gemiyi sakin sulara ulaştıracağız.

Koşulların dayanılmaz ağırlığını bir kenara bırakacak olursak göreceli olarak sevindirici gelişmeler olduğunu görme şansımız da olacaktır. Öncelikle henüz tüm ağırlığını hissetmeye başlamadığımız sıkıntıların geçmiş dönemlere oranla çok daha derin olan Türkiye ekonomisi için yeni fırsatlar yarattığını çok net söylemek mümkün.

Sorunun temelinde yatan sebepler bir yana ‘oynaklığı’ gerçek sorun olan kurların, ne kadar yüksek olduğuna bakmadan, kısa bir süre içerisinde belli bir seviyede istikrara kavuşması başka avantajları da beraberinde getirecektir. Son dönemde ‘aşırı değersizleşen’ Lira’nın dayanılmaz cazibesi belirli sektörlerde, belli bir düzeltmeye ihtiyaç duyan ülke imajı ile birleştirilebilirse, kayda değer olumlu etkiler görülmesine sebep olacaktır.Şimdiden ve nispeten artan ‘güven’ ortamı ile birlikte düşük kurun turizm sektöründe artan yabancı misafir ilgisine sebep olduğunu gözlemliyoruz.

2018 sonu itibarı ile 500 rakamını zorlayacak alışveriş merkezlerimizin giderek çok daha fazla sayıda yabancı misafiri ağırlaması turizm sektöründeki ‘herşey dahil’ ağırlığının azaldığının bir göstergesi olsa gerek. Uluslararası lüks markalar haricinde, ‘LC WAIKIKI’, ‘DeFacto’, ‘Koton’, ‘ADL’, ‘Damat’ vb., gibi bu toprakların çıkardığı markaların poşetlerini yabancı misafirlerimizin ellerinde daha çok görmeye başlamadık mı? ‘M&S’ gibi büyük yerli holdingler tarafından işletilen uluslararası zincirlerin mağazalarında daha fazla alışveriş yapan misafire denk gelmiyor muyuz? ‘Pelit’, ‘Nusret’, ‘CZN Burak’ gibi konuk ağırlama sektörünün önde gelen mekanları yabancı konuklarımızla dolup taşmıyor mu?Derinlikten söz ederken turizmin son yıllarda keşfettiğimiz bir başka alanına da dokunalım. Sağlık turizminde Türkiye’nin aldığı pay yükseliyor.

Son derece yüksek kalite standartlarına sahip özel kliniklerimizde 2018 yılında Temmuz sonu itibarı ile 750 bin özel yabancı misafir ağırlamışız.Dünya sağlık turizmi içerisinde 32. sırada olan ülkemizin daha kat edecek çok mesafesi var.

Yaşanan sıkıntılı süreç sebebi ile kaliteyi düşürmeden ve sabırla yolumuza devam edebilirsek eğer, Türk hızlı moda markaları, alışveriş merkezleri, konuk ağırlama sektörü ve sağlık turizmi için kaçırılmaması gereken büyük fırsatlar da var önümüzde. Önemli olan derinleşmek, sebat edebilmek ve şu şartlar altında dayanabilmek.

“Cahil kişi gülün güzelliğini   görmez, gider dikenine takılır.” Hz. Mevlana

Onur Günay

Digi Ülke Direktörü

onur.gunay@digi.jp