Lacoste İlkbahar/Yaz 2027 Koleksiyonunu Roland Garros'ta Gerçekleşen Defileyle Tanıttı
Lacoste İlkbahar/Yaz 2027 koleksiyonu, Paris Moda Haftası kapsamında 4 Ekim Pazar günü Roland-Garros’un ikonik Philippe-Chatrier kortunda gerçekleşen defileyle tanıtıldı.

1990 yılından bu yana Türkiye'de Eren Perakende tarafından temsil edilen Lacoste defilesine Türkiye’den ünlü oyuncular Ahsen Eroğlu, Burak Deniz ve influencer Rachel Araz Kiresepi katıldı.
“Dress Code: No White Required” yaklaşımı etrafında şekillenen koleksiyon, Kreatif Direktör Pelagia Kolotouros’un Lacoste’un tenis mirasına özgür ve kişisel bir bakışını yansıtıyor.

Kolotouros, ilhamını Irving Penn’in beyaz Lacoste poloyu ölümsüzleştirdiği ikonik fotoğrafından ve René Lacoste’un 26 yaşındayken hareket özgürlüğü için gömleğinin kollarını keserek tenis üniformasının kurallarını değiştirdiği hikâyeden alıyor.
Bu “sessiz başkaldırı”, geleneği reddetmek yerine onu kişinin kendi kurallarıyla yeniden tanımlaması fikrini koleksiyonun merkezine taşıyor.
Koleksiyonda kusursuz ve dokunulmamış tenis üniforması fikrinin yerini hareketin izlerini taşıyan siluetler alıyor. Kırışmış yüzeyler, transparan katmanlar, toprak korttan ilham alan uygulamalar ve ter izlerini çağrıştıran detaylar; oyunun fiziksel gerçekliğini çağdaş bir zarafet anlayışıyla buluşturuyor.
Organza, teknik naylonlar ve performans kumaşları koleksiyona hafiflik ve transparanlık kazandırırken denim, polo ve tişörtlerde kullanılan kil lekesi etkileri Roland-Garros’un karakteristik toprak kortuna gönderme yapıyor.
René Lacoste’un yenilikçi yaklaşımından hareketle polo yakalar da yeniden yorumlanıyor. 1980’lerde kişisel stilin bir ifadesine dönüşen kalkık yakalardan ve René Lacoste’un gömleğinin kollarını kesme hareketinden esinlenen detaylar, koleksiyon boyunca özgürlük ve bireysellik fikrini güçlendiriyor.
Yeni Ace T-1 sneaker ise tenis filesinin topun hızını karşılayan, darbe anında esneyip yeniden formuna dönen yapısından ilham alıyor.
Koleksiyonun renk paleti de toprak kortun doğal ve mineral dünyasından besleniyor. Kil ve yanık toprak tonları, koyu teal, zeytin yeşili ve hâkî koleksiyonun temelini oluştururken; asit sarısı ve kobalt mavisi oyunun hızını ve enerjisini yansıtan canlı dokunuşlar sunuyor.
Beyaz ve metalik gümüş tonları ise doğal renklerle performans dünyasının enerjik tonları arasında kontrast yaratıyor.
Defilenin scenography’sinde de koleksiyonun toprak kortla kurduğu bağ devam ediyor. Pelagia Kolotouros’un bir kil üretim tesisine yaptığı ziyaretten ilham alan mekân tasarımında, toprağın ham dokusu ile endüstriyel öğeler bir araya geliyor.
Kil yığınları ve aşınmış çelik yüzeylerin yarattığı kontrast; dairesel formlar ve akıcı çizgilerle birleşerek koleksiyonun hareket, hız, miras ve inovasyon arasındaki diyaloğunu mekâna taşıyor.
-
0 -
0 -
0 -
0 -
0
- 0 Yorum
-
Yorumu Gönder




