Çarşamba, 22 Mayıs 2019
.
.
Ercüment Tunçalp

İşsizlik sorunu kolay çözülür mü?

TÜİK, Ocak 2019 işsizlik rakamlarını açıkladı. Ortalama işsizlik oranı yüzde 14,7, tarım dışı işsizlik oranı ise yüzde 16,8 oldu.Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) raporuna göre (Şubat 2019), dünyada işsizlik oranı ortalaması yüzde 5 çıktı. Demek ki bu konuda dünya ile bir hayli ayrı düşmüşüz.Perakende sektörünü daha çok ilgilendiren kısım şehirlerdeki işsizliktir. Yani yüzde 16,8’lik orana bakılmalıdır.

 

Burada yumurta-tavuk ilişkisi devreye giriyor. Tüketim harcamalarının düşmesi ile üretimde arz daralması yaşanıyor. Elbette devamında da işsizlik artıyor. İşsizlik artınca da satış hacmi azalıyor.

Biz kendi sektörümüze bakacak olursak; takvim etkilerinden arındırılmış sabit fiyatlarla perakende satış hacminin 2019 yılı Şubat ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4,9 azaldığını görüyoruz (TÜİK). Yine takvim etkilerinden arındırılmış cari fiyatlarla perakende ciro 2019 yılı Şubat ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 14,2 artarakenflasyon oranının 5,5 puan gerisinde kalmış oluyor.

Bir taraftan satış hacmi düşerken diğer taraftan yatırımlar eski hızında devam edebilir mi?

Devam etmediği durumda, hangi kaynakla istihdam artışı sağlanabilir?

Matematikten uzaklaşan işletmelerin eninde sonunda bunun faturasını ödediklerini geçmişte birçok örnekle yaşadık. Ancak buna rağmen ciroda ve kârda rakiplerinden hayli geride olan bir perakendecinin istihdamda birinci olduğunu da şaşkınlıkla izliyoruz.

Oysa işletmelerin temel kuralı, kaynakların doğru kullanılmasıdır. Sektörde her işletme için en büyük gider kalemi ve en önemli kaynak insan gücüne aittir. Bu ihtiyaç ise norm kadro aracılığıyla gideriliyor.

Bu araç; organizasyon şemasının, en yukarıdan en alt kademesine kadar sayısal ve niteliksel (yetkinlik, liyakat) hedeflerini belirliyor.

Norm kadro; bazı görüşlerin aksine, verimliliği artırmanın da, maliyeti iyileştirmenin de bir aracıdır. Bu emeğe saygısızlık değildir. Aksine işletmelerin sağlıklı yaşam sürdürebilmelerinin sigortasıdır.

Diyelim ki norm kadrolar aşıldı ve ciro içinde azami yüzde 9 olması gereken personel gider payı yüzde 14 oldu. Gıda perakendecisi için söylüyorum, o işletmenin uzun ömürlü olması mümkün değildir. Çalışanlar için de bundan daha büyük bir risk olamaz.

Hükümet son iki yıldır çok önemli istihdam teşviklerini devreye sokmuştur. Ancak önce ekonomi çarklarının iyi dönmesine ihtiyaç vardır. Büyümenin düşük seyretmesi işsizliği artırıyor. Diğer taraftan verimlilik adına da istihdam olumsuz etkileniyor.

Yurt dışından yeterli sermaye gelmedikçe üretim ve istihdam kolay artmaz. Zira ulusal tasarrufları artıramıyoruz. Bu bakımdan yabancı yatırımcıyı çekecek güven ortamını yaratmak en önemli hedef olmalıdır.

İşsizlik büyüme yaratarak, sanayiye ve teknolojiye yatırımı teşvik ederek çözülebilir. Aksi durumda önemli değişim bekleyemeyiz.

Evet kimse aç ve açıkta kalmasın, o zaman hep beraber safları sıklaştıralım.

Peki bu durumda verimlilik ne olacak?

İşadamı istihdam uğruna kârından vazgeçer mi?

Yüksek nüfus artışının yanında, bir de ‘Suriyeli’ gerçeğimiz var. Herhalde kimse kayıt dışı da çalışan bu misafirlerimizin işsizliğe olumsuz katkılarını inkar edemez. Acil çözüm bekleyen bir sorunumuz da budur.

İstihdam dilek ve temenni ile gerçekleşmez. Bir yetkili istihdam konusunda oran veya rakam açıklıyorsa bunun altını mutlaka iyi doldurmalıdır. Yoksa tereddüt oluşur. Bilhassa özel sektörde bunun karşılığı yoktur.

Kısaca, bir ekonomide işsizliğe çare üretim artışından geçer. Ancak bunun bile garantisi yoktur. Çoğu zaman istihdam büyüme kadar artmaz.

Örneğin 2018 yılının bütününde milli gelir (GSYH) büyümesi yüzde 2,6 iken, istihdamdaki toplam artış oranı yüzde 1,9olmuştur.

Ülkelerin değişik özelliklerine göre istihdam artırma konusundaki öncelikleri farklıdır. Bizim için tarımda istihdam artışı sağlamak en kestirme yoldur. Daha önce kente göç eden nüfusun geriye dönüşünü sağlayacak teşviklere öncelik verilmelidir. Ekilmeyen arazilerin devreye sokulması, üretici kooperatiflerini tüketim kooperatifleri ile bütünleştirip aracıların devre dışı bırakılması; hem istihdamı artırabilir, hem de enflasyonu frenleyebilir.

‘Bacasız fabrika’nın kendisi de, hammaddesi de boş duran tarım alanlarıdır.

Yeni Hal Yasası’nda tarımın şirketleşmesine engel olunmalıdır. Eğer aşırı fiyat şişmelerinin önüne geçilmek isteniyorsa dünyayı yeniden keşfetmeye gerek yoktur. Doğru örneğe bakmak yeterlidir. Bu gün Japonya’da 619 tüketim kooperatifi bulunuyor. Toplam ortak sayısı 24 milyondur. Kooperatif başına ortak sayısı ise 38 bin dolayındadır. Satılan ürünlerin yüzde 60’ının eve teslim edildiği belirtiliyor (Kaynak: Tüketim Kooperatifleri Merkez Birliği / Prof. Dr. Cengiz Çakır).

Doğru kıyaslamalar, ülkemizin yüzde 30’u boş bekleyen işlenebilir arazilerini biran evvel üretime dahil edebilir.

Bu da zincirleme iyileşmelerin (ihracat, istihdam, enflasyonla mücadele) alt yapısını teşkil edebilir.

Ercüment Tunçalp

Perakende Uzmanı

ercumenttuncalp@yahoo.com